DANS PİSTİ
05 11 2013

Eşini Aldatan Erkek Bunları Yapıyormuş

Her seferinde dışarı çıkmak için bahaneler uyduruyorsa eve geç geliyorsa, Cep telefonuna, tabletine veya bilgisayarına şifre koyduysa ve bunları sizden gizliyorsa, Facebook, Twitter, MSN gibi sosyal paylaşım ağlarında daha çok vakit geçirmeye başladıysa, Sık sık seyahate çıkıyorsa, Ara sıra ona ulaşamıyorsanız ve cep telefonunu açmıyorsa, Sizinle birlikte olmasının yaşamını ve işini engellediğini düşünüyorsa, Durup dururken spora başlayıp, kendine, kıyafetlerine ve iç çamaşırlarına daha önce göstermediği bir özen gösteriyorsa, Kredi kartı harcamalarında bir artış varsa, Birebir konuşmalarınızda başka şeylerle uğraşıyor ve gözünüzün içine bakmıyorsa, Size soğuk ve ukalâ bir şekilde davranıyorsa, "Bana hükmetmeye mi çalışıyorsun?" diye tepki göstermeye başladıysa, Size şefkatli davranmayı bıraktıysa, Sizinle birlikte duş almıyorsa, Yatarken artık size sarılmıyor, hatta sizinle aynı yatakta yatmamak için TV karşısında uyumaya başladıysa ya da partnerinizde uykusuzluk sorunu başladıysa, Cinsel hayatınız nedensiz bir şekilde bitmişse, Sorumluluklarını art arda unutmaya başladıysa, Her seferinde, yalnız kaldığınızda ve yapacak bir işiniz olmadığında siz yokmuşsunuz gibi davranıyorsa, tehlike çanları çalmaya başlamış demektir." ... Devamı

05 11 2013

ERKEKLERİN BİLİNMEYEN GİZEMLİ TARAFLARI

İlişki Doktoru Bob Grant, erkekler hakkında 25 evrensel gerçeği paylaştı…. Çoğu zaman, genelleme yapmaktan uzak durmak akıllıcadır. Ama bazen bu önermelerde gerçek payı oluyor ve erkekler bizim için kesinlikle bu kategoriye giriyor!   Bu yüzden İlişki Doktoru Bob Grant politik olmayı bir kenara bırakıp, erkekler hakkında 25 evrensel gerçeği paylaşıyor. Akıllarından geçenler gerçekten bunlar mı dersiniz? 1. Seks için her şeyi yaparım; hatta hayatımı sana adarım. 2. Seninle kavga etmekten nefret ediyorum. Bir uzlaşma yolu bulmayı tercih ederim. 3. Uzun saç seviyorum. Üzgünüm ama seviyorum. 4. Gerçekten öğrenmek istemiyorsan, lütfen bana nasıl göründüğünü sorma. 5. Aramız kötüyken, gözlerim başka kadınlara daha çok kayıyor. 6. Eğer seni mutlu ettiğimi hissedemezsem, gerçek bir erkek olmadığımı hissederim. 7. Eğer çocukluklarıma katlanamazsan, üzgün olduğumda açılmak için de çok zayıf olduğunu düşünürüm 8. Akıl okuyamam, unutma ben bir kadın değilim. 9. Modadan anlıyor olabilirsin ama ben beni hoşnut etmek için giyinmeni tercih ederdim, diğer kadınları değil. 10. Eğer saçımı kaybediyorsam, bu komik değil. Sana kilonla ilgili şaka yapmamı ister misin? 11. Yardım istemediğim zamanlar ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden nefret ediyorum. Böyle zamanlarda, annemmişsin gibi hissediyorum. 12. Eğer yatıya kalırsan, nihayetinde seninle evlenebilirim, ama daha isteksiz olurum. 13. Saygı görmek benim için sevilmekten daha önemli. 14. Düşündüğünden çok daha güvensizim. Neden senin güvenine bu kadar ihtiyacım olduğunu sanıyorsun? 15. Üzgün olduğumda, ses tonuna karşı çok hassas olurum. Nasıl söylediğin ne s... Devamı

05 11 2013

KADINLAR EŞİNİ NEDEN ALDATIYORMUŞ

  Kadınlar ne zaman aldatmaya meyilli olurlar? "Erkek aldatır, kadın aldatmaz" inanışı günümüzde değer kaybetti. Eskiden tabu olan "aldatma" son zamanlarda kadınlar tarafından da yaşanır hale geldi. Peki, kadınlar hangi durumlarda aldatmaya meyilli olurlar? - Aile baskısıyla, gönülsüz evliliklerde - Kalabalık aile ortamlarında eşiyle yeterince baş başa kalamama durumlarında - Pasif, güvensiz ve sorumluluk almayan erkekle evli olanlar - Eleştiren, aşağılayan, fiziksel şiddete sık sık başvuran bir eşle evli olunca - Sevgi ve saygı göstermeyen, özel günlere önem vermeyen eşlerle olunca - Aile çatışmalarında her halükarda ailesini tutan eşlerle olunca - Eşi tarafından aldatılmışsa - Kocanın sürekli alkol ya da başka bağımlılık yapıcı madde kullanması, kumar, kahve internet, pornografi bağımlılığının olması, aşırı kıskançlığın olmas - Erkeğin uzun süre evden ayrı kalması. Askerlik, iş yaşamı gereği yurt içi ve yurt dışında çalışması durumu bazı kadınları aldatmaya itebilir. - Erkeğin başka kadınlara ilgi-sevgi gösterip eşine göstermemesi - Erkeğin öz bakımına dikkat etmemesi (Ağız kokusu, ter, tırnak kiri, iyi giyinmeme.) - Erkeğin cinsellikte bencil davranması (Romantizm ve aşk oyunlarının olmayışı.) - Uzun süre baskı altında kalan kadının, ekonomik ve statü olarak yükselmesi durumlarında - Etrafında eşini, sevgilisini aldatan arkadaşlarının olması - Ruhsal hastalıklar döneminde - Gençliğinde karşı cinsle hiç flört etmemiş ve ilk flörtü veya aşkı eşi olan kadınların bir kısmı - Cinsel açıdan tatminsizlik, sürekli erkeğin eve geç gelmesi ... Devamı

04 11 2013

HACCA KİMLER GİDEBİLİR

Hacca gitmek; İslamın beşinci şartıdır. Mekke-i mükerreme şehrine gidip gelinceye kadar, geride bıraktığı çoluk çocuğunu geçindirmeye yetişecek maldan fazla kalan para ile oraya gidip gelebilecek kimsenin, ömründe bir kere, Kâbe-i şerifi tavaf etmesi ve Arafat’ta durması farzdır. Müslümanların özel bir zamanda bir ibadeti yapmak kasdıyla Mekke'de bulunmasıdır. Haccın vücub ve eda şartları vardır. Vücub şartları şunlardır: 1- Müslüman olmak. 2- Kâfir ülkesinde olanın, haccın farz olduğunu işitmesi. 3- Akıl baliğ olmak. 4- Hür olmak. 5- Nafakadan fazla olarak, hacca götürüp getirecek ve evindekilere yetecek kadar parası olmak. 6- Hac vaktinin gelmiş olması. [Hac vakti, arefe ve bayram günleri olmak üzere, 5 gündür.] 7- Hacca gidemeyecek kadar, kör, hasta, ihtiyar ve sakat olmamak. Eda şartları da şunlardır: 1- Hapsedilmiş veya yasaklı olmamak. 2- Hac için gideceği yolda ve hac yerinde selamet ve emniyet olması. 3- Kadının, kocasının veya ebedi mahrem akrabasından fâsık ve mürted olmayan akıl baliğ veya mürâhık bir erkekle beraber gitmesi lazımdır. Bunun yol parasını verecek kadar, kadının zengin olması da lazımdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: "Kadın, yanında bir mahremi olmadan hacca gidemez!" (Bezzar) (Şafii’de, mahremsiz olarak, kadınlar farz olan hacca gidebilir. Kadının mahreminin hac yolunda ölmesi, Şafii’yi taklit etmesi için özür olur.) Erkeksiz kadın hacca gidemez. Giderse, haccı sahih olursa da, haramdır. Erkeğiyle gidince de, otelde, tavafta, say’da ve taş atarken, erkekler arasına karışması haccın sevabını giderdiği gibi, büyük günaha da girer. 4- Kadın, iddet halinde olmamak. (Vücub şartları bulunmakla beraber, eda şartları da... Devamı

23 08 2013

AGNOSTİSİZM NEDİR AÇIKLAMASI

    Agnostisizm 'bilinemezcilik' demektir. En sık kullanım biçimi dini inançlara Agnostik  yaklaşımdır. Bertrand Russell'ın tarif ettiği Agnostik bakış açısına göre, Tanrı'nın varlığı ve dünya ötesi yaşam hakkında, mevcut dinlerin öne sürdüğü iddiaların günümüzde  doğrulanması mümkün değildir. Dolayısıyla herhangi bir dine mensup olmak anlamsız  görülebilir. Öte yandan Agnostisizm kendini "kesinlikle tanrı yoktur" diyen Ateizmden de ayrı tutar. ... Devamı

18 08 2013

TELİF HAKKI NEDİR TELİF YASASI KAPSAMI

  Fikri hak fikir ürünlerini koruyan haklara verilen genel addır.Bu ürünler insan zekası ile ortaya çıkan ; edebiyat ve sanat eserleri ,bilgisayar programları,buluşalar tasarımlar v.b ürünleri kapsar Telif hakkı, herhangi bir bilgi veya düşünce ürününün kullanılması ve yayılması ile ilgili hakların, yasalarla belirli kişilere verilmesidir. Kısaca, orijinal bir yaratının kopyalanmasına veya kullanılmasına izin verme hakkıdır. Telif hakkı, genellikle belirli bir süre için geçerlidir. Sembolü çember içinde bir "C" harfidir, © harfi üzerinde bulunduğu yaratının telif haklarının korunduğunu belirtir ve İngilizce "copyright" kelimesini ifade eder. Fikir ve sanat eserleri 5846 sayılı kanun ile korunmaktadır. Bu kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir. (Madde 1 – (Değişik: 21/2/2001 -4630/1 md.))   2- Eser nedir ? Eser çeşitleri nelerdir ? 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuzun 1/B maddesine göre eser ; “Sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir”.  Kanunumuza göre bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilip koruma altına alınabilmesi için ; a. Sahibinin hususiyetini taşıması, b. Şekillenmiş olması, ... Devamı

18 08 2013

MÜFTİ NEDİR ANLAMI

      Fıkhî bir meselenin dinî-hukukî hükmünü açıklama, fetvâ verme ehliyetine haiz kişi, fetvâ veren anlamına gelmektedir. Devamı

18 08 2013

Kadın Ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar Nelerdir

Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Farklar Kadın ve erkek beyni nörolojik olarak birbirinden çok farklıdır. Günlük hayatta iki cins arasında yaşanan anlaşmazlıkların tek nedeni bu farklar olabilirmi? Kadınlarda konuşma yeteneklerini yönlendiren merkez beynin sol tarafında yerleşmiş olarak bulunuyor. Erkeklerde ise bu yetenekler beynin ön ve arka kısımlarında dağılmış olarak konumlanıyor. Bu nedenle kadınların konuşma yetenekleri erkeklere göre daha gelişmiş. Kadın beyni iyi bir müzisyen olmak için çok elverişli. armoninin sağlanmasındaki yumuşaklık kadın beyninin güçlü yanlarıdır. Kadınlar ekşiye daha duyarlı, tatlılara daha fazla oranda ihtiyaç duyuyor. Erkekler ise tuzlu maddelere dahah hassas. Kadınlarda duygusal tepkiler beynin her iki yarımküresinde oluşuyor. Erkeklerde bu merkezler sadece sağ yarımkürede bulunuyor. Erkek bu nedenle duygularını daha zor ifade edebiliyor. Kadınların cinselliğe erkekler kadar düşkün olmamasının nörolojik nedenlerini açıklarken genetik açıdan mükemmel bir bebeğe sahip olmak adına kadınların niçin evlilik dışı ilişkilere yöneldiğine de açıklık getiriyor. Kadınlar yabancı bir dili daha kolay öğreniyor, ana dillerini de daha iyi kullanıyor. Kekemelik erkeklerde daha sık görülüyor. Kadınların işitme yetenekleri daha gelişmiş, seslere karşı daha hassa, Ses tonundaki çok ufak değişiklikleri bile heen anlayabiliyor. Erkek beyninde sağ ve sol lobu arasında bilgi alışverişi sağlayan kısım kadın beynine oranla daha küçük. Bu da mantıklı sol beyin ile duygusal sağ beyin arasındaki bilgi alışverişini kısıtlıyor. Böylece erkekler genellikle beklenmedik bir soru karşısında loblardan birini kullanma eğilimi gösteriyor. Ya tam duygusal ya da mantıklı oluyorlar. Bir olay karşısında kadın her iki lobu kullanabiliyor. Hem mantık hemd... Devamı

18 08 2013

Mobbing Ne Demektir Ne Yapmalıdır

'Mobbing'in sözcük anlamı, psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermektir.' Mobbing özellikle hiyerarşik bir yapılaşmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu örgütlerde güçlünün altta kalanlara psikolojik yollardan baskı yapmasıdır. Son dönemde sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda disiplinlerararası çalışılan bir konu haline gelmiştir. Mobbing sözcüğü önceleri çocukların birbiyle olan zorbalık ilişkilerini tanımlamakta kullanılmıştır. İşyerlerinde de 1950-1960’lı yıllarda yapılan araştırmalar mobbingin sadece çocuklar arasında yaşanmadığını ortaya koymuştur. Mobbing, kökü Latince olan ve bir kimseyi sıkıştırmak, bunaltmak ve taciz etmek anlamında bir sözcüktür. Çoğunlukla işyerlerinde bazen bir kişinin, bazen bir grubun, bir çalışan üzerinde uzun bir süre yani aylar ve yıllar boyu, sistematik bir baskı uygulamalarıdır. Mobbing Duygusal bir saldırıdır. Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar. İşverenin İma, alay ve karşısındakinin toplumsal itibarını düşürme gibi saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlamasıdır. Kişiye yönelik, yaş, ırk, cinsiyet gibi herhangi bir ayrımcılık olmadan, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi bir kişiye yönelen saldırganlıktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır. Hangi işyerlerinde ve hangi kişilerin mobbinge uğradığına bir göz atacak olursak; (Bir araştırmaya göre) kar amacı gütmeyen kuruluşlar, okullar ve sağlık sektöründe mobbing daha yaygındır. İşsizliğin yüksek olması ve çalışanın değersiz görülmesi de mobbingin oluştuğu işyeri sayısını artırmaktadır. Sonuçta her işyerinde ve her türlü kur... Devamı

17 08 2013

MUTANT NEDİR AÇIKLAMASI

Mutant, organizmaların X, Y, Z, Gama ve benzeri hiper ışınımlara maruz kalması sonucunda hücre çekirdeğindeki DNA dizilimlerinde ve sarmallarında bozulmalar sonucunda canlının fizyolojik ve biyolojik özelliklerinde gözle görülür değişmelerin görülmesidir. Sözlük Anlamları: 1.       Değişmiş gen 2.       Genetik materyalin değişmesi sebebiyle bazı fiziksel ve biyokimyasal özellikler açısından ana babasından ya da bir önceki öncü hücreden farklı olan, mutasyona uğramış birey ya da hücre. 3.       Yüksek oranda mutasyonlara sahip bir geni içeren yeni nesil canlı.   4.       Genetik materyalin değişmesi nedeniyle bazı fiziksel ve biyokimyasal özellikler açısından ana babadan veya bir önceki öncü hücreden farklı olan, mutasyona uğramış birey veya hücre. Devamı

15 03 2013

ORGANİK TARIM NEDİR ORGANİK TARIMIN ÖNEMİ

ORGANİK TARIM NEDİR ORGANİK TARIMIN ÖNEMİ     organik tarım..! organik,tarım Organik yemek, bitki nöbetleşmesi, yeşil gübre, kompost, biyolojik zararlı kontrolünü içeren ve toprak üretkenliğini sağlamak için mekanik işlemeye dayanan; sentetik gübre ve pestisit, hormon, hayvan yem katkıları ve genetiği değiştirilmiş organizmaların kullanımını reddeden veya sınırlayan tarım yöntemidir. 1990'dan beri,organik ürün pazarı hızlı bir artış göstermiş ve 2007 yılında 46 milyar dolara ulaşmıştır. Bu talep artışı, organik üretim yapılan tarım alanlarının artışına yol açmıştır. Yaklaşık 32.2 milyon hektarda organik üretim yapılmaktadır ve toplam tarım alanlarının %0.8'ini temsil etmektedir.Ayrıca, 2007 yılında doğadan toplanan organik ürünler 30 milyon hektardan hasat edilmektedir. Organik tarım yöntemleri birçok ülkede yasa ve kurallarla çerçevesinde yönetilmekle beraber, standartların büyük bölümü bir şemsiye organizasyonu olan 1972'de kurulan IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements - Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) tarafından oluşturulmuştur. IFOAM, organik tarımın amacını şöyle tanımlamıştır: « "Organik tarım toprakların, ekosistemin ve insanların sağlığının sürdürülmesini sağlayan bir üretim sistemidir. Olumsuz etkilere yol açan girdilerin kullanımına karşı ekolojik süreç, biyoçeşitlilik ve bölgesel koşullara adapte olmuş döngüye dayanmaktadır. Organik tarımın hedefi gelenek, yenilik ve bilimi birleştirerek paylaştığımız çevreye faydada bulunmak ve adil ilişkilerle yaşamın içinde yer alan herkes için iyi bir hayat sağlamaktır." » (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu ... Devamı

15 03 2013

VATANDAŞLIK NEDİR VATANDAŞLIK GÖREVLERİMİZ NELERDİR

VATANDAŞLIK NEDİR VATANDAŞLIK GÖREVLERİMİZ NELERDİR     Vatandaşlık hak ve görevlerimiz: Seçme ve seçilme hakkı, kanunlara uymak, vergi vermek ve askerlik yapmak devlete karşı en önemli görevlerimizdir. Vatandaş: Aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı devlete bağlı bireylere denir. Vatandaşlık önemli ve kutsal bir bağdır. Vatandaşlık hak ve görevleri dörde ayrılır. 1-SEÇME VE SEÇİLME HAKKI: Milletvekili, muhtar, belediye başkanı ve diğer temsilcilerin katıldığı seçme işine seçim denir. 18 Yaşını dolduran her Türk genci seçme hakkına sahiptir. Seçimlere katılmak bireylerin hakkıdır. 2-KANUNLARA UYMAK: Devlet toplumun düzenini sağlamak için kurallar koyar. Aile okul ve toplum kurallarına uymak bize yarar sağlar. Kanunlara uymayanlar cezalandırılır. Kanunlara uyulmadığı zaman toplumun düzeni bozulur. Kanunlara uymazsak suçlu duruma düşeriz. 3-VERGİ VERMEK: Devletin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için insanlardan aldığı paraya vergi denir. Vergi paraları bize: yol, okul, hastane, okul, köprü olarak geri döner. Ülkemizdeki vergiler başlıca şunlardır: Gelir vergisi, kurum vergisi, emlak vergisi, damga vergisi ve katma değer vergisidir. 4-ASKERLİK YAPMAK: TC vatandaşı ve sağlıklı olan 20 yaşındaki herkes askere gider. Yurtta ve Dünyada geleceğimizi güvence altına almak güçlü bir orduyla olur. Ülkemizi korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri çalışır. Bunu da hava, kara, deniz kuvvetleri ile sağlarlar.  ... Devamı

15 03 2013

GEZİ YAZISI NASIL YAZILIR ÖZELLİKLERİ

GEZİ YAZISI NEDİR NASIL YAZILIR     Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla oluşturulan metinlere gezi yazısı denir. Gezi yazısı bilgilendirme amacı güdülerek oluşturulan bu nedenle de öğretici metinler içinde sınıflandırılan bir metin türüdür. Gezi Yazısında anlatılan yerlerin; *tarihsel kimliği *coğrafi konumu *iklim özellikleri *doğal güzellikleri *ekonomisi *kültürel özellikleri hakkında bilgi verilir. Gezi yazıları okuyucularda anlatılan yerle ilgili meraklarını kamçılamalıdır. Bir gezi yazısının ilgi çekici olması, yazarın gezdiği yeri, oraya özgü nitelikleri öne çıkararak anlatmasına bağlıdır. Bu durum yazarın aynı zamanda iyi bir gözlemci olmasına bağlıdır. Bir metnin gezi yazısı özelliğini kazanmasının ilk koşulu metnin gerçekten bir geziyi konu edinmesidir. Gezi yazısı gezilen yerlerin, merkeze alındığı bu yerlerin türlü özelliklerinin anlatılmaya çalışıldığı bir metin türüdür. Gezi yazısı öğretici yönü ağır basan ama aynı zamanda kişisel yaşamı da konu alan bir metin türüdür. Gezi yazısında öznellik söz konusudur. Gezilen yerlerle ilgili her şeyi anlatma zorunluluğu yoktur. Çünkü gezi yazısı yazarı kişi, mekan ve olayları kendine göre değerlendirerek yaşadıklarıyla harmanlayarak metne aktarır. Gezi yazılarında öyküleyici, açıklayıcı ve betimleyici anlatımdan yararlanılır. Yer yer de söyleşmeye bağlı anlatımdan yararlanılır. Gezi yazılarında dil göndergesel işlevde kullanılır. Ancak bunun yanında alıcıyı harekete geçirme işlevinde de kullanılabilir. Anlatım açık, yalın, duru, akıcı ve sürükleyici olmalıdır. Bu yazılara eskiden “Seyahatname” denirdi.... Devamı

28 02 2013

MARJİNAL NE DEMEK MARJİNALIN ANLAMI

      Birimleri matematik anlamda değişken olabilen. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan, çizgi dışı, aykırı (kimse).   Devamı

28 02 2013

PERFORMANS ÖDEVİ NEDİR NASIL YAPILIR

      Performans değerlendirme, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önüne alarak, onların bilgi ve becerilerini gerçek yaşama aktarmalarını sağlayacak etkinlikler aracılığıyla değerlendirme yapmaktır. Performans değerlendirme, gözlenebilen bir performans (örneğin bir müzik parçası çalma), ya da somut bir ürünle (örneğin bir harita çizme) sonuçlanmalıdır. Performansa dayalı ödevlerin/görevlerin, tek bir cevabından öte birden çok cevabı olabilmektedir. Bu nedenle performans ödevleri/görevleri, iyi tanımlanmış ölçütlere sahip, dereceli puanlama anahtarları (rubric) ile değerlendirilmelidir. Performansı ortaya koymaya dayalı görevlerin/ödevlerin değerlendirilmesinde, öğrencilerin kendilerinden ne beklenildiğini bilip ona göre çalışmalarını biçimlendirmeleri amacıyla, bu ödevler öğrencilere dereceli puanlama anahtarı ile birlikte verilmelidir. Öğretmenler, değerlendirme ölçütlerini belirlerken, öğrencilerin görüşlerinden yararlanabilirler (Anonim, 2006 a ; Anonim, 2006 c). Öğrencilerin performanslarını değerlendirmek için en çok kullanı> araçlar; performans ödevleri, projeler ve öğrenci ürün dosyalarıdır (portfolyolar). Performans Ödevleri Öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri, gerçek hayata aktarmalarını sağlayan kısa sürelerde yapılabilecek çalışmalardır (Anonim, 2006 b). Örneğin; Bir konu hakkında makale yazma, sınıftaki öğrencilerin yaş ve boylarını değişik grafiklerle ifade etme, bir haritadan sonuçlar çıkarma, deney yapma, bir filme, bir öyküye eleştirel yazı yazma, bir müzik parçası çalma, bir dans sergileme, tanıdığı bir kişinin biyografisini yazma, ... Devamı

28 02 2013

FİZAN NE DEMEK FİZAN NERESİDİR

    Fizan (Arapçası Fezzan), 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu' nda en korkulan sürgün yeriydi. Burası, bugün Libya olarak anılan eski Trablusgarp vilayetinde, kıyıdan yaklaşık 600 km. içeride, Sahra-yı Kebir denen Sahra çölünün doğu kısmında yer alan bir vahalar topluluğuydu. Bölge, kuzeyde ve güneydedağlarla, doğuda Libya çölüyle ve batıda Sahra'nın uçsuz bucaksız çölleriyle çevrilmiş, doğal bir tecrit alanı gibiydi. Anadolu'nun yaklaşık dörtte üçü büyüklüğündeki topraklar hemen bütünüyle çöllerle kaplıydı. Bölgede yegane yaşam alanları, yeraltı su tabakasının satha yakınlaştığı çukurluklar ve vadilerdi. Fizan bu gibi yerlerde görülen ender vahalar dışında insanoğluna yaşam imkanı vermeyen, sert ve acımasız bir karektere sahipti. 19. yüzyıla kadar geleneksel olarak Trablusgarp’ta (Libya) bir eyalet, Fizan da bu eyalete bağlı bir sancaktı. 1842'de yapılan bir düzenlemeyle Fizan önce kaza haline getirildiyse de, 1866'da Trablusgarp'ı n yeni idari yapılanmaya uygun olarak vilayet ilan edilmesinden sonra yeniden onun beş sancağından biri oldu. Sancak merkezi, 19. yüzyılın ikinci yarısında nüfusu 5 bine ulaşan Murzuk'tu. Fizan, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu ile batılı devletler arasında sahra'daki ve orta Afrika'daki sahipsiz topraklar üzerinde bir nüfuz savaşı başlaması üzerine stratejik açıdan büyük önem kazanmıştı. Trablusgarp, özellikle de Fizan, onun bir sürgün yerinden beklediği tüm koşulları mükemmel karşılayan bir yerdi. Trablusgarp ile İstanbul arasındaki bağlantı sadece deniz yoluyla sağlanabiliyordu ve ayda birkaç taneyi geçmeyen İdare-... Devamı

28 02 2013

SENFONİ MÜZİK NEDİR VE ÖNCÜLERİ

SENFONİ MÜZİK NEDİR VE ÖNCÜLERİ   Senfoni, orkestra için bestelenmiş uzun müzik parçasıdır. Senfoni sözcüğü Yunanca'da "bir arada uyumlu sesler çıkarmak" anla­mına gelen symphonia sözcüğünden türetil­miş, dilimize Fransızca symphonie sözcüğün­den geçmiştir. Sinfonia sözcüğü ilk kez İtalya' da, çalgı için bestelenmiş parçaları tanımla­makta kullanıldı; 17. yüzyıl başlarında kantat, oratoryo ve operalarda orkestra tarafından çalınan giriş parçasının adı oldu. Jacopo Peri, Claudio Monteverdi ve Fransız asıllı İtalyan besteci Jean-Baptiste Lully operalarında ku­sursuz güzellikteki uvertür ve ara müziği par­çalarıyla klasik senfoninin temellerini hazırla­dılar. Çok sevilen bu müzik parçaları sonra­dan bağımsız konser parçaları olarak çalınma­ya başlandı. 18. yüzyılın başlarında Antonio Vivaldi konçertolanyla senfoninin ilk örnek­lerini verdi. 18. yüzyılda Almanya'da Mannheim'de Johann Stamitz ve onun çevresinde toplanan besteciler üç bölümlü senfoniye üç zamanlı bir dans müziği olan menuet'i ekledi­ler. Ayrıca crescendo ve decrescendo (ses şid­detinin giderek yükselmesi ve alçalması) gibi öğelerden yararlanarak senfoniyi klasik anla­yışa en yakın biçimine kavuşturdular. Senfo­ni aynı yüzyılın sonlarına doğru, Viyana Klasikleri olarak anılan Franz Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven'in besteleriyle klasik biçimine ulaştı. Senfoninin yapısı sonata benzer. Tek fark, sonatın solo çalgılar için, senfoninin orkestra için yazılmış olmasıdır. Haydn, Mozart ve Beethoven senfoniyi dör... Devamı

28 02 2013

KONÇERTO NEDİR KONÇERTONUN ÖZELLİKLERİ

Amacı bir veya birkaç müzik çalgısının virtüözitesini (çalma ustalığı) ve müzikal yeteneklerini dinleyiciye sunmak olan müzik parçasının genel adıdır. Genellikle ilk bölüm hızlı, ikinci bölüm yavaş, üçüncü bölüm ise yine hızlı olur. En genel şeklinde bir solo çalgı ve orkestra olur. İlk bölümün sonunda enstrümancının ustalığını gösterebilmesi için bir kadans mevcuttur. Klasik dönemde kadanslar o anda doğaçtan çalınırdı fakat günümüze yaklaştıkça besteciler ya da icracılar kadansları yazılmış bir örnekten yola çıkarak icra etmeye başladılar. Konçerto ilk olarak erken barok dönemde ortaya çıkmış ve klasik döneme kadar gelişimini devam ettirmiş, en önemli temsilcisi Antonio Vivaldi sayılabilir. Yazmış olduğu 450 den fazla konçerto o dönemki birçok büyük besteciye ışık tutmuş ve konçertonun tarih içerisindeki gelişimini büyük ölçüde etkilemiştir. Aynı dönemde yaşamış olan A.Corelli, G.F.Handel ve J.S.Bach'da konçerto stilinde birçok eserler yazmışlardır. Bach'ın Brandenburg Konçertoları birçok enstrümanın birlikte müzik yaptığı çalınması ve dinlenmesi zevkli eserlerdir. Bu eserlerinde birçok enstrümanı aynı grup içinde kullanmıştır, kimi zaman solo olarak kimi zaman ise orkestra üyesi olarak. Bu tip konçertolar konçerto grosso adını alırlar. Birden çok solist vardır ve buna karşıt olarak arka planda bir orkestra grubu (ripieno) bulunur. Orkestra ve solistler sürekli bir çekişme içerisindedirler bu durumda sürekli bas (klavsen) hem orkestra ile hemde solistlerle birlikte iyi bir diyalog içerisindedir, barok eserlerin diğer &ou... Devamı

20 02 2013

Pİ SAYISI NEDİR KİM BULMUŞTUR TARİHÇESİ

      Kaynaklar pi sayısı için, ilk gerçek değerin, Archimedes tarafından kullanıldığını belirtir. Archimedes; pi sayısının değerini hesaplamak için bir yöntem vermiş ve pi değerini 3+1/7 ile 3+10/71 arasında tespit etmiştir. Bu iki kesrin ondalık sayı karşılığı 3,142 ve 3,1408 dir. Bu iki değer, pi sayısının, bugünkü bilinen gerçek değerine çok yakın olan bir değerdir. Ancak Archimedes'in gençlik yıllarında Mısır'da uzun bir süre öğrenim gördüğü bilinmekte. Archimedes'in sağlığında İskenderiye'de Öklid'den ders aldığı, Öklid'in de Eski Mısır ve Mezopotamya Babil yöresinde uzun yıllar dolaşan bir matematikçi olduğu, bilinen tarihi bir gerçektir. İskenderiyeli tarihçi Herodot, metrika adlı eserinde pi sayısı için verdiği değer 3,71'dir. Bu değer, İskenderiyeli Heron'dan sonra gelen, eski Yunan ve ortaçağ matematikçileri tarafından farklı değerler kullanılmıştır. İskenderiyeli Heron'un verdiği yaklaşık değerin de, Mezopotamya menşeli olması ve Mezopotamyalılar'dan alınma takribi bir sonucu temsil etmesi muhtemeldir. Pi sayısı üzerinde, Babilliler'in çok eski zamanlardan beri, kullanılan yaklaşık bir bilgiye sahip oldukları anlaşılmıştır. Genel olarak pi=3 değerini kullanıyorlardı. Bazı tabletlerde pi=3,125 değeri ne de rastlanılmıştır. Aydın Sayılı, adı geçen eserinde, "Mezopotamyalılar'da, idealleştirilmiş çemberlerle üçgenlerdeki geometrik münasebetler aracılığıyla, çözümlenen problemlerde teorikleştirilmiş ve soyutlaştırılmış bir durum mevcuttur" der. Böyle problemlerde sonuç hesaplanırken pi sayısı için, değerinin kullanılmış olduğunu belirtir. Bu değeri; Mezopotamyalılar takribi sonuçlar için kullanmaktaydılar... Devamı

20 02 2013

FEODALİTE FEODALİZM NEDİR KISA TANIMI

      Feodalite : ortaçağ avrupa'sında toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri bir kişinin malı sayan rejim, derebeylik. bu sisteme feodalizm denir. Avrupa’da 9. yüzyıldan ortaçağın sona kadar sürmüş olan ekonomik ve siyasi sistem. Devamı

20 02 2013

EDEBİYATIMIZDA İLKLER EDEBİYATIMIZIN TARİHÇESİ

Edebiyatımızda İlk ler *İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859 *İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat *Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu *İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859 *İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik *İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül *İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası *İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi *İlk yarı gazete :Ceride-i Havadis *İlk tarihi roman :Namık Kemal / Cezmi , A. Mithat / Yeniçeri *İlk özel gazete :Tercüman-ı Ahval / Şinasi ile Agah Efendi *İlk pastoral şir:A.Hamit Tarhan /Sahra *İlk şiir çevirisini yapan ,ilk makaleyi yazan ve noktalama işaretlerine ilk kez kullanan ilk Türk gazeteci :Şinasi *Aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan :A.Hamit /Eşber veya Sardanapal *Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri:A.Hamit/Nesteren *İlk bibliyografya:Keşfü’z Zünun /Katip Çelebi *İlk hatıra kitabı :Babürşah /Babürname *İlk hamse yazarı :Ali Şir Nevai *İlk tezkire :Ali Şir Nevai /Mecalisün Nefais *İlk antolojisi:Ziya paşa /Harabat *İlk atasözleri kitabı :Şinasi /Durub-i Emsal-ı Osmaniye *İlk mizah dergisi:Diyojen /Teodor Kasap *İlk hikaye kitabı :A:Mithat /Letaif-i Rivayet *İlk fıkra yazarı :Ahmet Rasim *İlk Türkçe yazılan ilk kitap :Kutadgu Bilig *İlk siyasetname :Kutadgu Bilig *İlk mensur şiir örneklerini veren :Halit Ziya *Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan :Mehmet Emin Yurdakul *Dünya edebiyatındaki ilk modern roman :Cervantes/Don Kişot *İlk makale :Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi *İlk edebi bildiriyi yayımlayan topluluk:Fecr-i Ati *Mesnevi tarzında yazılmış ilk eser : KUTADGU BİLİG *İlk seyahatname : MİR&... Devamı

14 02 2013

TÜKENMEZ KALEMİ KİM İCAT ETTİ HİKAYESİ

Tükenmez kalem icat edilmeden önce dolmakalem kullanılmaktaydı. Dolma kalemin kullanılma zorluğu, yazı sektöründe çalışanlar için sorun olmaktaydı. Macar heykeltıraş ve gazeteci Lasalo Birot, o yıllarda Budapeşte'de bir dergi çıkarıyordu. Basım işinde kullandıkları mürekkebin çabuk kuruduğunu fark etmişti. Çabuk kuruyan bir mürekkepli kalem fikri işini kolaylaştıracağını düşündü ve böyle bir kalem yapabilmek için, çalışmalarına başladı. Birçok denemesi boşa gitmişti, ama bir tesadüf ona yardımcı olacaktı. Bir gün dergisine giderken, yolda misket oynayan çocuklara gözü takıldı. Çocuklar misketi yuvarladıkları mesafenin tam ortasında, küçük bir su birikintisi vardı. Misket bu su birikintisinden hızla geçince, bir süre kuru zeminde arkasında ıslak bir izi bırakıyordu. Bunu fark eden Birot, aylardır düşündüğü icadının püf noktasını yuvarlak misket olduğunu hemen anladı. Bu gördüğü olayı, kalemin ucuna yuvarlak, minik bilye koyarak, tekrar denemelerine başladı. Kalemin ucundaki bilye döndükçe çabuk kuruyan mürekkebi kağıda işlemiş oluyordu. Laszlo josef biro bu şekilde tükenmez kalemi icat etmiş oldu. 1938 yılında tükenmez kalemin patentini resmen aldı. 1943 yılında ise Arjantinde bir finansörün desteğiyle ilk üretime başladı. Bundan birkaç yıl sonrasında şirketi BIC Corp. satın aldı. BIC corp. firması bu alanda istikrarını başarıyla sürdürmekte ve Dünyanın en büyük kalem üreticisi ünvanını hala elinde bulundurmaktadır... Devamı

13 02 2013

İSKANDİNAVYA NERESİDİR İSKANDİNAYA ÜLKELERİ HANGİSİDİR

İSKANDİNAVYA NERESİDİR İSKANDİNAYA ÜLKELERİ HANGİSİDİR |  görsel 1

İskandinavya, Kuzey Avrupa'daki ülkelerin oluşturduğu bir coğrafyadır. Danimarka, İsveç ve Norveç İskandinav ülkeleridir. Bu ülkeler ile beraber, Finlandiya, İzlanda, Faroe Adaları, Grönland ve Aland Kuzey ülkelerini oluştururlar. Bu ülkelerin dilleri Fince dışında biribirine benzemektedir. Bu dillere İskandinav dilleri denir. Danimarka'nın Danca, Norveç'in Norveççe, İsveç'in İsveççe, İzlanda'nın İzlandaca dillerini kullanmaktadırlar. Norveç, Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biridir. Petrol ihracatçı ülkesi olması, balıkçılık faaliyetleri ve İngiltere ile ilgili tutumları yüzünden, Avrupa Birliği'ne katılmamıştır. İzlanda da AB üyesi değildir. Danimarka 1973'te AB'ye girmiştir. Danimarka'ya bağlı Grönland adası 1979 yılında AB'den referandum ile ayrılmıştır. İsveç ve Finlandiya ancak 1995'te tarafsızlık politikasından vazgeçerek AB safına katılmışlardır. Devamı

13 02 2013

RÜZGAR HIZINI ÖLÇEN ALETE NE DENİR

  ANEMOMETRE Rüzgar hızını ölçen alet   Devamı

13 02 2013

DEKAR-DÖNÜM- HEKTAR NEDİR KAÇ METRE KAREDİR

AR-  DÖNÜM- DEKAR- HEKTAR. Alan ölçü birimleridir. Genelde tarla , arazi toprak hesaplarında kullanılır. Dönüm: 1000 metrekare alan karşılık gelen alan ölçüsü birimidir. Dekar halk arasında Dönüm olarakta söylenir. İkisi de aynı ölçü birimidir  AR= 100 metre kare, DEKAR= 1.000 m2, ve HEKTAR 10.000 m² 'ye eşit alan ölçüsü Devamı

12 02 2013

İNTİZAR NE DEMEKTİR ANLAMI

1 . birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme: hastanede ilk günü ve ilk gecesi bu ümit ve intizar ile geçti.- y. k. karaosmanoğlu.   2 . halk ağzında İlenme, beddua, inkisar. İntizar: Konuşma dilimizde bedua anlamında kullanılır.   Devamı

11 02 2013

MERCAN ADASI KİTAP ÖZETİ -The Coral Island

MERCAN ADASI KİTAP ÖZETİ -The Coral Island |  görsel 1

Kitabın İsmi: Mercan Adası Kitabın orijinal ismi: Bunu genel olarak +1'lediniz. Geri al The Coral Island   Bunu genel olarak +1'lediniz. Geri al Yazarı: : Robert Ballantyne. İskoçyalı macera kitapları yazarı Robert Michael Ballantyne (1825-1894) tarafından yazılan bir romandır. 2006 yılında 15. Uluslararası www Konferansı tarafından en iyi yirmi İskoç romanından birisi olarak seçilmiştir. KİTABIN ÖZETİ: Ralph'ın en büyük hayali dünyayı dolaşmak ve tüm bunların görebileceği ilginç maceralar yaşamaktı. Ralph 15 yaşına geldiğinde ailesinden izin alarak, Büyük Okyanus'a açılan gemilerden birinde bir iş bulur. Kısa sürede gemideki tayfalardan Jack ve Peterkin'le arkadaş olan Ralph okyanustaki bu maceralı yolculuğuna devam ederken, Bir gün Raul'un içinde bulunduğu gemi korkunç bir kasırgadan dolayı batar. Üç arkadaş büyük dalgaların içinde hayatta kalmak için mücadeleye başlarlar. Dalgalar onları bir adaya getirir. Üç erkek, on beş yaşındaki Ralph Rover , on sekiz yaşındaki Jack Martin ve ondört yaşındaki,biraz alık olan, Peterkin Gay adaya çıkarlar. Bu çıktıkları adayı keşfetmek için adanın her tarafını dikkatlice gezerler. Ada adeta bir cennet gibidir ve adada değişik bir çok meyve vardır. Bu adalarda neredeyse bütün bir yıl yaz mevsimi hüküm sürmektedir.. Adada çok büyük ağaçlar ve ağaçların dallarında rengarenk kuşlar yaşamaktadır. Yiyecek ve içecek sıkıntısı hiç çekmezler. Batan gemilerinden, yaşamları için gerekli eşyaları adaya taşırlar. Gemiden getirdikleri bir balta ile küçük bir kulübe ve kayık yaparlar. Acıktıkları zamanlarlar ağaçlardan... Devamı

11 02 2013

BİR GÜZELE GÖZÜM DEYDİ

BİR GÜZELE GÖZÜM DEYDİ |  görsel 1

Bir güzele gözüm deydi Gül cemalini öne eğdi Sultanım göze yasak var mı Güzele bakmak sevap değil mi Keşke bakmaz olsaydım Karagözlerime nazar değdi Yüreğime kor ateş düştü Dönerim dönerim deli divane Vururum kendimi ıssız çöllere Seni seraplarda gülerken gördüm Susuzluktan vahaları kuruttum Sinemde selvi boylu huriyi büyüttüm Şems’in önünde ahudan gölgemsin Söyle güzel sen melek misin Yoksa beni öldürmeye yeminli O bahtsız zehirli hançer misin. CENGİZ DAMAR. Devamı

01 02 2013

BATAK NASIL OYNANIR İHALELİ İHALESİZ

BATAK NASIL OYNANIR İHALELİ İHALESİZ |  görsel 1

      Batak oyununun kuralları Batak, Bir iskambil oyunudur.. İskambil oyunları arasında “koz oyunu” olarak bilinmektedir. En az ve daha üstü oyuncu ile oynanır. Standart olarakta 4 kişi olarka oynanışan batak. ;Bir dakika için de kağıtların dağıtılmasıyla başlar ve 10-30 dakika arası sürer.İhaleli batka ve ihalesiz batka olarak 2 çeşit olarak oynanılmaktadır. Oyunun Kuralları Kağıtları dağıtan kişiden itibaren her el diğer(sıralama saat yönüne ters olarak ilerler) Genelde 13 el oynanır. Bazen 11 el de oynanır. Bazen de önceden belirlenen bir puana ulaşılıncaya kadar oynanır. Oyunun genel olarka kuralı yerde olan kağıttan daha yüksek değeri atmak ve ortadaki eli almaktır. Bu koz için de geçerlidir. Küçükten büyüğe sıralama şöyle: 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Vale(J) Kız(Q) Papaz(K) As(1,A) İhaleli Batak Kuralları Oyunda ihaleyi alan hangi tür kağıdın koz olduğunu söyler. (Örneğin: Kupa, Maça, Karo, Sinek) Koz o elin en değerli simgesidir. Yerde hangi cinse ait kağıt varsa, elindeki o cinse ait yerde olan kağıttan daha büyük bir kağıt atarak oyun oynanır. Örneğin; yerde “Kupa 10″ var ve sizin elinizde “Kupa 9″, “Kupa Vale” ve “Kupa As” var. “Kupa 9″, “Kupa 10″dan küçük olduğundan “Kupa 9″u atamazsınız. Valeyi ya da As’tan birini atabilirsiniz. Başka bir örnek ise: Yerdeki kağıt “Kupa 10″ ve sizin elinizde ise hiç Kupa yok. Kupa olmadığından başka bir kağıt atmak zorundasınız. Eğer elinizde koz varsa kozdan bir tane, yoksa başka bir kağıdı atabilirsiniz. Koz atarsanız ve sizin attığınızdan büyük koz atılmazsa eli siz alırsınız, ama başka bir kağıt atarsanız attığınız kağıt etkisizdir. Oyun yerdeki dört kağıdı a... Devamı

17 01 2013

Stresin Kadınlar Üzerindeki Etkisi

Stres, kadınları 10 yıl yaşlandırıyor Stres, çağımızın en önemli sorunlarından biri. Üstelik kadın, erkek, çocuk herkesi etkiliyor. Stres altında bozulan kan dolaşımı, kılcal damar genişlemelerine ve varislere neden oluyor. Stres, çağımızın en önemli sorunlarından biri. Üstelik kadın, erkek, çocuk herkesi etkiliyor. Pek çok sağlık sorunun ya nedeni oluyor ya da tetikliyor. Örneğin bağışıklık sistemine zarar vererek insanları hastalıklara daha yatkın hale getiriyor. Stres altında bozulan kan dolaşımı, kılcal damar genişlemelerine ve varislere neden oluyor. International Hospital´dan Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, bilimsel araştırmalara göre uzun süre strese maruz kalan kadınların vücudunda hücrelerin daha fazla serbest radikal ürettiğini, bu zararlı maddelerin de kadınların yaşlanma sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Strese giren kadınların vücudunda neler olduğunu anlatan Dr. Ali Ayas, bunları şöyle sıralıyor: Cildi bozuyor; cilt yaşlanması ve kırışıklıklar gibi sorunlar çıkıyor. • Cildin nem ve yağ dengesini bozuyor. • Akneleri artırıyor ve alerjik reaksiyonlara yol açıyor. • Stres altında ter bezleri daha fazla çalışıyor. • Saçların dökülmesine ya da beyazlaşmasına neden olabiliyor. • Bazı insanlarda tırnak ve saçların uzaması yavaşlıyor. • Sinirlendiğimizde, öfke ve endişe gibi duygular bizi ele geçirdiği anda, yüz mimiklerimiz değişiyor. • Göz, alın ve ağız çevresinde kasılmalar başlıyor. • Dudaklar uçukluyor. • Stres altında bozulan kan dolaşımı, kılcal damar genişlemelerine ve varislere yol açıyor. KESİNTİSİZ STRES, KROMOZOMLARI KISALTIYOR Aralıksız olarak devam eden stresin sağlığa zarar verdiği artık kesin olarak biliniyor. Yapılan son bili... Devamı