16 11 2012

DEFİNE ADASI KİTAP ÖZETİ KISA

    KİTAP ÖZETLERİ-DEFİNE ADASI-ROBERT LOUİS STEVENSON Kitap Hakkında Bilgi: Define Adası İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un yazdığı bir macera romanıdır. Ayrı bir kitap olarak 1883 senesinde çıkan bu yapıt, daha önce 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde diziler halinde yayınlanmıştır. Tüm romanların belki de en çok işlenenidir. Tropikal adalar, x işaretli hazine haritaları ile tek gözü kör ve bantlı, bir eli kancalı, omuzunda papağanı ile belleğimizde canlandırdığımız korsan kavramları üzerinde Define Adasının büyük etkisi olmuştur. Stevenson Define Adası’nı yazmaya başladığında 30 yaşındaydı, bu onun bir romancı olarak ilk başarısı olacaktı. İlk onbeş bölüm 1881′de İskoçya yaylalarında bulunan Braemar’da yazıldı. Kitap Özeti: XVIII. yüzyılın ikinci yarısı okyanusların korsan kaynadığı, uzak adaların inanılmaz maceralara sahne olduğu bir dönemdi. Jim Hawkins, bu karışık günlerde ailesiyle birlikte İngiltere’nin güney kıyılarındaki Amiral Benbow Hanı’nda yaşamaktaydı. Yolu Amiral Benbow’a düşen Billy Bones isimli eski bir korsan, hanı işleterek kıt kanaat geçinen ailenin yaşamını değiştirecektir. Bones’un korsan Flint’in definesinin yerini gösteren bir haritası vardır ve bu harita bir bela mıknatısı gibi bütün korkunç korsanları hana çeker. Harita bir raslantı sonucu Jim Hawkins’in eline geçer ve heyecanlı bir define avı başlar. ... Devamı

08 10 2011

TAMPON ÇÖZELTİ NEDİR DEGERLERİ

TAMPON ÇÖZELTİ NEDİR DEGERLERİ   Tampon çözelti zayıf bir asit ve tuzu veya zayıf bir baz ile tuzundan oluşan çözeltilere denir. Bir çözeltiye belli miktarlara kadar asit veya baz eklendiğinde, çözeltinin pH değerinin değişmesini engeller yönde tepkime verebilen özel çözeltilere “tampon çözelti” denir. Örneğin 0.01 mol hidroklorik asit, 1 litre saf suya eklenirse; çözeltinin pH’ ı 7’ den 2’ ye düşer. Ancak aynı miktarda hidroklorik asidi, 1 litre tampon çözeltiye eklersek, pH derişimi sadece 0.1 birim civarında olur. Tampon çözeltinin içinde ya zayıf asit ve onun konjuge bazı; ya da zayıf baz ve onun konjuge asidi bulunur. Böylece tampon çözeltinin içinde hem asit hem de baz karakterli parçacıklar bulunur. Vücudumuzdaki kan, bir çeşit tampon çözeltidir. Kan ve benzeri biyolojik sıvıların işlevlerini yerine getirebilmeleri için, ortamın pH değeri belirli olmalı ve ani değişiklikleri engellemelidir. Kanın oksijen taşıyabilmesi için ortamın pH değeri 7.4 olmalıdır. Eğer pH değeri 0.1 birim kadar bile değişseydi, kan oksijen taşıma özelliğini kaybederdi. Kanımızdaki tampon çözeltide karbonik asit (H2CO3) ve bikarbonat (HCO3-) konjuge asit baz çifti yanında, başka konjuge asit baz çiftleri de vardır. ... Devamı

08 10 2011

GLOCK TABANCA MODELLERİ VE ÖZELLİKLERİ

GLOCK TABANCA MODELLERİ VE ÖZELLİKLERİ   Glock, tabanca ve bıçaklarıyla ün yapmış Avusturyalı bir silah üreticisidir. Şirket 1963 yılında Deutsch-Wagram’da Gaston Glock tarafından kuruldu. İlk silah modeli Glock 17, P80 adı altında Avusturya Ordusu için geliştirilmiştir. Glock 17 daha sonra birçok polis teşkilatının tutulan silahı haline gelmiştir. Kapasitesi 17+1 olup,silahın x-ray cihazlarında gözükmediği ve metal dedektörlerinden geçirildiğinde metal dedektörlerinin ötmediği inanışı tamamen yanlıştır. Silahın ise inanılanın aksine sadece ufak bir bölümü polimer’den yapılmıştır ve polimerin kullanım sebebi silahın daha hafif olmasıdır. Ayrıca bu kullanılan polimerin içine, çelikte karıştırılır. Zaten Glock’larda kullanılan polimer cinsi olan polimer 2 X-Ray cihazlarında görünebilen bir maddedir. Silah tamamiyle polimer ya da benzer bir maddeden üretildiği varsamına göre bile silahın içindeki mermiler X-Ray cihazında gözükür. Silahın %83 civarında bir kısmı(ağırlığına göre)çelikten oluşmaktadır. Ayrıca Glock 18 modeli yarı otomatik ve tam otomatik atış özelliğine sahiptir ve bu modelin 17-19-31-33 mermilik şarjörleri bulunur. Glock .40 S&W mermilerini kullanan silahı üreten (Glock 22 & Glock 23 1990 ) ilk firmadır (Smith Wesson’dan sonra) ve bu pazarda satış açısından Smith Wesson’u geçmiştir. 2006 ortalarına göre, ABD’de Glock 22 polislerin en fazla kullandığı tabancadır. Ayrıca Glock’un .357 SİG, 380 ACP, 10mm, .45 ACP ve 45 GAP (Glock otomatik tabanca) mermilerini kullanan bir çok modeli bulunur. Glock’un açıklamalarına göre Glock tabancaları 100′den fazla ülkede 2.5 milyon’un üzerinde satmıştır. Glock tabancaları güvenilirliği ve sağlamlığ... Devamı

08 10 2011

KİMYASAL SABİT YASALAR VE TEPKİMELER

    A. KÜTLENİN KORUNUMU YASASI (LAVOISIER YASASI) Kimyasal olaylara giren maddelerin kütleleri toplamı oluşan ürünlerin toplamına eşittir. Buna göre: X + Y  Z + T tepkimesinde X ve Y girenler (reaktif) olup, Z ve T (ürünler)’ye kütlece eşittir. Kimyasal maddelerin kütleleri atom sayıları ile orantılı olduğundan tüm kimyasal tepkimelerde atom sayıları korunur. Örn; 1 mol C atomu 12 gram, 1 mol O2 molekülü 32 gramdır.Buna göre 1 mol C atomu 44 gram olur. C + O2  CO2 12 gram + 32 gram  44 gram B. SABİT ORANLAR YASASI (PROUST YASASI) Bir bileşikteki elementlerin a) Kütlelerinin oranı b) Kütlece yüzde bileşimi sabittir. Örn; Al=27, S=32 olduğuna göre Al2S3 bileşiğinde: Mol sayıları oranı : nAl = 2 Kütleleri oranı : mAl = 2.27 = 9 ‘dır. nS = 3 mS = 3.32 16 9 gram Al + 16 gram S = 25 gram bileşik oluşturur. 25 gram bileşikte 9 gram Al, 16 gram S vardır. 100 gram bileşikte 36 gram Al, 644 gram S vardır. Bileşikte kütlece %36 Al, %64 S vardır. C. KATLI ORANLAR YASASI (DALTON YASASI) İki element aralarında iki bileşik oluşturuyorsa, bu elementlerden birinin sabit miktarları ile birleşen diğer elementin değişen miktarları arasında basit bir oran vardır. Örn; NO2 – N2O4 bileşik çiftinde: a) Aynı miktar N ile birleşen O kütleleri arasında. 2/ NO2 = N2O4 = 4 1/ N2O5 = N2O5 5 b) Aynı miktar O ile birleşen N kütleleri arasında 5/ NO2 = N5O10 = 5 2/ N2O5 N4O10 4 D. HACİM ORANLARI YASASI (GAY – LUSSAC YASASI) a) Kimyasal bir tepkimeye giren gazlarla, tepkimede oluşan gaz halindeki ürünlerin aynı koşullarda (aynı sıcaklık ve basınç) hacimleri arasında sabit bir oran vardır. b) Aynı koşullarda gazların hacimleri mol sayıları ile doğru orantılıdır. Örn; H2(g)... Devamı

08 06 2011

OSMAN HAMDİ BEY KİMDİR HAYATI VE ÖNEMLİ ESERLERİ

Osman Hamdi Bey   Osman Hamdi Bey     Osman Hamdi, (d. 1842 İstanbul - ö. 24 Şubat1910 İstanbul) Türk müzeciliğinin kurucusu kabul edilen arkeolog ve müzeci ve ressamdır. Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin ve İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusudur. Yaşamı İlkokul öğrenimini Silivri'deki bir okulda yapan Osman Hamdi, 1856 yılında Maarif-i Adliye okuluna başladı.  1860'da hukuk öğrenimi için Paris'e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemin ünlü ressamları olan Gerome (1824-1904) ve Boulanger (1824-1888)'in atölyelerinde çıraklık yaparak iyi bir resim eğitimi aldı. 1869 yılında Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü''ne atandı. 1871'de İstanbul'a geri dönünce sarayda çalıştı. 1881'de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)'a atandı. Bu görevi ile Türk müzeciliğinin parlak dönemleri başladı. 1883 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'ni ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni kurdu ve müdürlüklerini üstlendi. 1884'te o güne kadar hiç gündeme gelmemiş olan ve çokça kayıp verilmiş olunan bir zaafı gidermek için, antik eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan Asar-ı Atîka Nizamnâmesini çıkarttırarak yürürlüğe soktu. Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina ve Sayda'da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Sayda da yaptığı kazılarda bulduğu, arkeoloji dünyasının Başyapıtlarından sayılan, aralarında İskender Lahiti'nin de bulunduğu bir takım antik eserler çıkardı. Burada bulunan eserler bugün Osman Hamdi Bey'in bulmuş olduğu birçok eser gibi, kendisinin ... Devamı

08 06 2011

MADDE NEDİR MADDE SIKIŞTIRABİLİR Mİ

Madde, boşlukta yer kaplayan (hacim),kütlesi olan tanecikli yapılara denir.Kendi çapında saf madde ve saf olmayanmadde (karışım) olarak ikiye ayırdığı zaman saf maddeleri elementler vebileşikler oluşturur. Saf maddenin belirli özellikleri vardır ve bu özelliklerihiç değişmez. Tam saf madde yok gibidir. Bir madde içinde bulunan yabancımaddeler, kimya usulleri ile anlaşılmayacak kadar az olunca, bu maddeye, saf denir. Saf süt demek, kimya bakımından doğru bir söz değildir. Çünkü süt belliözellikler taşıyan tek bir madde değildir.Karışımları ise homojen ve heterojen olarak incelemek gerekir. Maddenin şekil almış haline cisim denir.Maddede daima değişiklikler olduğunu bilmekteyiz. Maddede meydanagelen değişikliklere olay denir. Bu ise genel olarak fiziksel ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır:•   Fiziksel olay: Bir madde üzerinde meydana geldiğivakit, o maddenin hüviyetini, yapısını değiştirmeyen olaydır. Mesela kağıdın yırtılması, fiziki bir olaydır. Çünkü kağıdın şekli değişmiş fakat özü yine kağıttır.•   Kimyasal olay: Bir madde üzerinde meydana geldiği vakit, omaddenin hüviyet ve yapısını değiştiren olaydır. Mesela kağıdın yanması gibi.Atomların çekirdeklerinde değişmeler, parçalanmalar olduğu, radyoaktif denilen elementlerden anlaşılmaktadır. Atomların ortasında bulunan çekirdeklerin bu parçalanmasında, bir elementin başka bir elemente dönüştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca, Albert Einstein'in izafiyet kuramına göre madde ve enerji birbirine eşdeğerdir. Bu sebeple madde enerjiye, enerji de maddeye dönüştürülebilir. Mesela bir uranyum çekirdeğinin veya başka bir ağır atom çekirdeğinin ikiye ayrılmasıyla meydana gelen çekirdek bölünmesinde madde enerjiye dönüşür. Bileşik cisimlerde olduğu gibi, elementler de hep değişmekte, bir halden başka hale dönmektedir. Maddenin ortak özellikleri •   Kütle •   Hacim•   Atom ve Moleküller •   AğırlıkMadde türleri •   Baryonik Madde •   Ters Madde •&nbs... Devamı

08 06 2011

DÜNYANIN EN BÜYÜK HAYVANLARI EN BÜYÜK HAYVANLAR

Şu anyeryüzünde kendi ortamlarında yaşayan, en büyük yabani canlılar gören herkesinbüyük ilgisini çekiyor. Bunlar ilki yabani bir domuz. Kilosı 1ton olan budomuzun boyu ise 5 metrede fazlaTarantula TARANTULA KUZEY VE GÜNEY AMERİKA'DAYAŞIYAN  ZEHİRLİEN BÜYÜK ÖRÜMCEK TÜRÜ DÜNYANIN EN BÜYÜK KEDİSİDÜNYANIN EN BÜYÜKATIİkili, aralarındaki 158 cm’lik boy farkı nedeniylegöz göze gelemese de ilk kez dünyanın en küçük atı ile en uzun atı birliktegörüntülendi.Dünyanın yaşayan en uzun atı ünvanına sahip, 2 metre boyundakiRadar ile dünyanın yaşayan en küçük atı ünvanını elinde tutan, 43 cm boyundakiThumbelina bir araya geldi.St. Louis, Missouri’deki bir çiftlikte dünyayagelen Thumbelina 30 kilogram ağırlığında.Texas doğumlu bir Belçika atı olan Radar ise 1 ton 88 kilogram ağırlığında.Thumbelina günde 2 kap tahıl ve bir avuç samanla karnını doyururken, Radar 75litre su ve 8 kilogram tahıl tüketiyorDÜNYANIN EN BÜYÜKİNEĞİŞarole cinsi sığır Rio'yla tanışın.Kendisi 1.88 metre uzunluğunda, 1.250 ton ağırlığında olup geçen haftaitibarıyla rekor kitaplarındaki yerini 'Dünyanın en büyük ineği' sıfatıyla aldı.3.35 metre uzunluğundaDÜNYANIN EN BÜYÜK KAPLANI DÜNYANIN ENBÜYÜK KERTENKELE CİNSİ KOMODO EJDERİDÜNYANINEN BÜYÜK GEYİĞİDÜNYANIN EN BÜYÜKYENGECİDÜNYANIN EN BÜYÜKKÖPEĞİAdlıköpek, 128 kilo ağırlığı ve 1 metreyi aşan boyuyla Guinness Rekorlar Kitabı'ndayer alıyor.BD'nin Boston kentinde yaşayan Flynn ailesininsahibi olduğu Herkül (Hercules) DÜNYANIN EN BÜYÜK TAVŞANIDÜNYANIN EN BÜYÜK KELEBEĞİDÜNYANIN ENBÜYÜK FARESİDÜNYANIN EN BÜYÜKHAYVANIyaşayan hayvanlar arasında en büyük hayvan ''mavi balina''dır.boyu 30 meyrenin üzerine çıkan bu canlının ağırlığı da 150 tonaulaşabilir.(yaklaşık 8 katlı bir apartman boyunda oluyolar).sırt yüzgeçleribulunur.çeneleri öne doğru sivri yapılıdır.ağızları kapalı çok hızlıyüzebilirler.ilk kez bir gemi bu hayvanı bir ada sanmıştır ve yaklaşmakistemiştir.ama su püskürtünce bir canlı olduğuanlaşılmıştırDünyanın en zehirli akrebi sadece venezuella'dayaşıyor...... Devamı

08 06 2011

AŞK MASALI-ŞİİR

Bir aşk masalıydı buÖnce titreyen ellerimiz buluştuMahcup mahcupBir kerede gözlerimiz konuştuKırık tahta masa başındaİki tane çay içimiBir masal gibi yazıldıEski masanın üzerineBir varmış bir yokmuşİki sevgili lal olmuşGözler birbirine yol bulmuşKısa bir masaldı buİki hece sen ve benOrada yazılıp orada silinenİki yabancıAşklarını masada Kırık kaşık gibiBoş bardakların içine Umutlarını bırakıp gittiKısa bir aşk masalıydı buOrada başladı,orada bittiCENGİZ DAMAR Devamı

08 06 2011

TÜRKİYEDE YAŞAYAN YILAN TÜRLERİ

KırmızıYılan Genel Özellikler: Sırt bölgesinin rengi genel olarak genç bireylerde grimsi kahverengi ve uzunlamasına koyu kahverengi ya da siyah benekli. Gençler büyüdükçe benekler kaybolmaya başlar. İyice erginleştikten sonra parlak kırmızı ve beneksiz olurlar. Genç bireylerde karın bölgesi sarımsı beyaz, erginlerdeyse sarımsı beyaz ya da kırmızımsı olur. Gündüzleri aktiflik gösterirler. Genel olarak fare gibi küçük kemiriciler, kuş ve kuş yumurtaları, kertenkelelerle beslenirler. Daha çok sabahleyin avlanırlar. Çok hızlı hareket edebilirler. Kemiricilerle beslendikleri için yararlıdırlar. Dişiler bir defada 6-8 kadar yumurta bırakabilirler. Yumurtadan çıkan yavrular iklime bağlı olarak 2-3 yıl içinde erginleşirler. Boyları 160 cm kadar olabilir. Habitat: Dere kenarlarında, ovalarda, tarlalarda, bahçelerde, dağ yamaçlarında, bataklık yerlerde, ağaçlık alanlarda yaşarlar. Ağaçlara tırmanabilirler. Dinlenme zamanlarını taş altlarında ve kemirici yuvalarında geçirirler. Yüksekliği 500-1700 metre arasında olan yerlerde bulunurlar. Türkiye'deki Dağılım: Doğu, Güneydoğu, ve İç Anadolu bölgelerinde habitatın uygun olduğu yerlerde dağılım gösterirler. Benekli Yılan Genel Özellikler: Bu hayvana ilk bakıldığında göze çarpan koyu renkli (siyah ya da kahverengi) benekleri. Bu benekler kuyruğa doğru gittikçe küçülür. Sırtın zemin rengiyse grimsi kahverengi ve tonlarında olur. Karın bölgesi daha açık renkli olur. Gündüzleri aktiflik gösterirler. Genel olarak küçük kemiriciler, kuş ve kuş yumurtaları, kertenkelelerle beslenirler. Daha çok sabahleyin avlanırlar. Çok hızlı har... Devamı

10 06 2011

BİLİM ADAMLARIN UĞRAŞTIĞI İLGİNÇ KONULAR

Bilim adamlarını yüzyıldır tartıştığı” Tavuk mu yumurtadan çıkar,yoksa yumurta mı Tavuktan çıkar”çıkmazına Dünyanın her kesiminden insanlarda katılmış ve bu sorunun cevabı yıllardır çelişkide kalmıştı. Son günlerde bilim adamları cılız bir sesle,bu tartışmaya son noktayı koyduklarını kamu oyuna açıkladılar.“Önce yumarta vardı” dediler ama bu tartışma bence yıllarca devam edeceğe benzer.Son yıllarda yine bilim adamlarının “Tembel insan mı? çok yaşar,yoksa aktif insan mı?”Tartışması içine girdiler.Hemen bilimsel deneylere başvurdular.Bazıları tembel insanın daha çok yaşadığını savundu ve geçerli tezleride şunlardı.Tembel insan: Vucudunu bir tempoya ayarlamış ve bu tempoyu hiç bozmuyor ve organları fazla yıpranmıyor,eklemlerine fazla ağır işler yapmadıkları için yük binmiyor ve eklemlerin de hasar meydana gelmiyor.Kalbini yine aynı şekilde fazla yormuyor,boşvermişlik,had safada olduğu için, stresten uzak duruyorlar ve daha fazla yaşaması gerektiğini savundular.Aksini iddia eden kesim ise:Aktif insanın daha fazla çalışarak aldığı besini vucutta yakılmasını kolaylaştırdığını ve tehlikeli yağlanmanın önüne bu şekilde geçtiğini.Devamlı yüksek tempoda olduğu içinde kaslarının daha kuvvetli olduğunu ve hastalıklara karşı vucudunun daha dirençli olacağını savundular.Yapılan bilimsel denemelerden çıkan sonuç,ikinci tezi savunan,bilim adamlarının haklı olduğunu ispatladı.vet aktif insan,tembelden daha çok yaşıyormuş.Son olarakta yine bilim enterasan bir konuyu tartıştı,bu bilim adamlarının başka işleri yok mu da bu işlerle uğraşıyorlar diye aklımızdan geçirebiliriz,ama onların beyin yapıları bu konular için yaratılmış ve beyinleri devamlı bu sorulara cevap arıyor ve bir konunun bilimsel olarak ispatlanması lazım,bilimin tek dogrusu da budur.Karşıt görüşler olmaz ise insanoğlu doğruyu nasıl bulur?Son tartıştıkları konu:“Yağmurlu bir havada iki kişi,bu iki kişinin de boyu ve kilosu, üzerindeki giydikleri elbiselerde aynı,belli bir mesafede yağmur altında,o mesafeye koşarak giden ... Devamı

10 06 2011

BİTKİ VE HAYVAN HÜCRESİ NEDİR VE ARASINDAKİ FARKLAR

BITKI VE HAYVAN HÜCRESI ARASINDAKIFARKLARIşık mikroskobunda yapılan gözlemlerde bilebitki ve hayvan hücresi arasindaki farklar izlenebilir.Aşağıdaki tablodan dagörülebilecegi gibi bitki hücresinin çeperinde selüloz vardır. Hayvan hücresiise selüloz çeper içermez. Selüloz bitki hücresine belli bir dayanıklılık veşekil verir. Hücre çeperi vakuollesen protoplastlarin yüksek osmotik basıncınakarşı koyar. Turgor ve hücre zarı arasındaki dengeyi saglar ve hücreninpatlamasını önler. Hayvan hücresi ise degişken sekillidir.Bitki ve hayvanhücresi genelde ayni organellere sahiptir. Bunlardan çekirdek ve mitokondrilerçift tabakali membran taşir.Plastid membrani da çift tabakalıdir ve sadecebitki hücresinde vardir. Bitki hücresinde olupta hayvan hücresinde olmayan birdiger organel de merkezi vakuol (büyük koful) dür. Tek tabakalı membran tasiyanendoplazmik retikulum (ER), diktiyozom, lizozom ve küçük vakuoller hem bitkihemde hayvan hücresinde görülür. Ribozom membransiz olup her iki hücre tipindede görülür. Sentriyoller hayvansal hücrelerin çogunda bulunur fakat bitkilerdebulunmaz.bitki hücresi:+ hücre çeperi bulunur.+ sitoplâzmada plastitler vardır.+ kofullar çok ve büyüktür.+ lisozom ve sentrozom bulunmaz.+ anket yapamaz.hayvan hücresi:+ hücre çeperi bulunmaz.+ plastitler yoktur.+ kofullar az ve küçüktür.+ lisozom ve sentrozom bulunur.+anket organeli bulunur. ... Devamı

11 06 2011

KORNER NASIL ATILIR KORNER KULLANMA TEKNİKLERİ

KORNER NASIL KULLANILMALIHer takımın, duran topları en faydalı şekilde kullanan bir futbolcusu vardır.Duran toplar günümüz futbolun da gol habercisi olarak,değer kazanmıştır.Bu topları kullanan futbolcu,topa istediği gibi yön verebilecek tekniğe sahiptir.Topa vururken veya yön verirken,ayağının içini,üstünü ve dışını pozizyona göre kullanması gerekir.Sol ayağını veye sağ ayağını iyi kullanımayan,bir futbolcu,kendisine ters gelen yönden korner veya serbest atışlarda topu kullanmamalıdır.KONER atışında (İngilizcede Corner köşe demektir.) Topu kullanmadan önce ceza sahasındaki futbolcularının pozizyonunu gözlemlemelidir.Eğer taktik antremanlarında ön direk veya arka direk çalışması yapılmışsa takım arkadaşları ona göre pozizyon alırlar.Eğer ön direk çalışması uygulanacaksa,ön direğe koşu yapan takım arkadaşına topu istediği pozizyonda çabuk olarak gönderilmesi gerekir.Kalecilerin en korktuğu yan ve falsolu sert toplardır.Çünkü topun nereye düşeceğini kestirmek zordur ve topu bloke ederken falsolu gelen topu elinden kaçırma ihtimali fazladır.Korner atan kişi kalecinin topa rahatlıkla mudahale edeceği hakim alanın içine topu göndermemeli ve top giderken kavis almalıdır.[Bu da kalecinin,boşa çıkması demektir.Korneri kullanan,kendi takım arkadaşlarının,özelliklerini iyi bilmesi gerekir ve onların istediği şekilde topa yön vermelidir.Eğer taktiklerde korneri pas yaparak atılması istenmişse bu da uygulanır.Bu şekilde kapanmış,rakip defansı açma şansı doğar.Çok zaman kendi takımının defans oyuncuları,kornerlere gelerek gol ararlar,bu futbolcular kafa toplarına iyi yükselme özelliklerine sahiptirler,bu gibi pozizyonlar da topu kavisli ve yüksek kullanmak gerekir.Forvet oyuncularınız kısa ve çabuklarsa yerden ve paslaşarak korneri kullanmak daha mantıklıdır.CENGİZ DAMAR... Devamı

12 06 2011

DEDEMLE EBEM ÇIRILÇIPLAK- KOMİK ÖYKÜ

Bey sana zaman, zaman kızıyorum, tam kırk yıl oldu evleneli. Çocukları çoktan evlendirdik, leylekler yuvadan uçalı yıllar oldu.. Edi ile büdü kaldık baş başa, Allaha şükür maddi olarak, bana ve çocuklara hiç sıkıntı çektirmedin. -Hanım, hanım! Lafı uzatma! Ben lafı yine nereye getireceğini biliyorum, seyrettiğin o dizilerde gördüklerini benden yapmamı istiyorsun. Yaa! Ben geldim yetmiş yaşına eskiler ne demiş! ''Yaş yetmiş iş bitmiş'' sen de altmışbeş hala genç gibi davranmamızı bekliyorsun. Hadi geç oldu yatalım artık. -Sen yat! Benim dizim var onu bekliyorum. -Dizilerle zaten kafayı bozdun, ondan sonra efendim benim onlardan neyim eksik diye vır, vır başımın etini yiyorsun. -Aaa! Haksız mıyım şimdiye kadar beni hiç şöyle lüks bir yere götürdün mü? Karşılıklı şöyle bir gece boğazda kadeh tokuşturduk mu Karun gibi zenginsin ama parana kıyamıyorsun. Efendi efendi! Yıllardır o paraların turşusunu kuruyorsun,şu turşudan birazda biz yesek. Anlaşıldı senden kurtuluş yok. Her gün aynı terane yârin akşam hazırlan, senle şöyle felekten bir gün çalalım. -Bey doğru mu söylüyorsun? Yanlış duymadım değil mi? Kulaklarıma inanıyım mı? -Hanım söz yarın akşama hazır ol! Seni yaşatacağım en kral yerlere götüreceğim, başka türlü bu laflarından kurtuluşum yok! -Baba ikide bir saatine bakıp duruyorsun hayrola? -Oğlum bugün anneni yemeğe götüreceğimde saatte ondan bakıp duruyorum. -Baba bu yemek nereden çıktı! Sen böyle şeyleri pek sevmezdin, yoksa bu yaştan sonra huyun mu değişiyor? -Yok oğlum! Annen uzun süreden beri, başımın etini yiyor, artık kaçacak yerim kalmadı. Akşam yine evde aynı mevzuyu açınca tamam dedim, senin anlayacağın, ağzımızdan söz çıktı bir kere ... Devamı

12 06 2011

ATATÜRK YILDIRIM BEYAZIT VE HANNİBALIN ORTAK BENZERLİKLERİ

Kartaca, M.Ö 814 yılında, Filistin topraklarında bulunan Tire (Sur) kentinden gelen Fenikeli tüccarlar tarafından Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir kenttir. Fenike dilinde Kart-haşadt yani Yeni Şehir anlamına gelmektedir HANNİBAL, M.Ö. 246 ile M.Ö. 183 yılları arasında yaşamış  Kartacalı politikacı ve general. Ünlü Kartacalı komutan  Hamilcar Barca''ın oğludur. Babası bir çok defa Romalılarla savaşmış ve savaş alanından mağlup olarak ayrılmış. Babası oğlu Hannibala  Romaya olan kininden ötürü küçük yaşlarında Romadan ve Romalılardan intikamını alması için yemin ettirir. Hannibal içinde Romalılara karşı beslediği kinle ile büyür. Kısa bir süre sonra babasının ölümünü müteakiben, eniştesi ve kardeşinin yardımıyla asker olur.. Hannibal doğrudan Roma’ya saldırmaya kara verir. Tarihe geçen şu sözleriyle efsaneleşir. “ YA YENİ BİR YOL YAPACAĞIZ, YA DA YENİ BİR YOL BULACAĞIZ! ” Romalıları arkadan kuşatmak ve savaşın Roma topraklarında olmasını istediği için 219 yılının Eylül ayında 100 bin asker ve o günkü çağda savaş meydanlarında tank görevi yapan 37  fil ile 24 bin km sürecek yolculuğuna başlar. Alplerin 2500 rakımında ve çetin kış şartlarında 200 km ölüm yolunu hiç durmadan ve yiyecek olmadan ordusunun yarısını Alplerde ölü bırakarak imkansızı başarır ve İtalya''ya ulaşır. Bu zorlu yolculuk tam yedi ay sürer. Hannibal Alpleri aşarken, soğuktan ve aldığı enfeksiyon dolayı tek gözünü kaybeder. Roma'nın tarihteki en büyük düşmanı artık Roma topraklarında tek gözüyle at koşturmaktadır. 2.Pön Savaşı’ndaki başarısı onu İtalya’da tanınmasına ve Roma işgali altındaki halkların yanında yer almasına sebep olur.. Fi... Devamı

14 06 2011

SİHİRLİ AŞK SÖZLERİ-ŞİİR

Tuttuğum o kor ateşten Parmaklarım yanıyordu Öptüğüm o ak gerdandan Dudaklarım kavruluyordu Tarumar saçları sırıksıklamdı Vücudundan düşen ter damlaları Yatağı, yastıkları ıslatıyordu Yanan ellerim ustaca Çıplak bronz heykeli okşuyordu Gözleri kah, kapalı, kah açık Kirpiklerini zevkle açtığı zaman Büyüyen gözbebeklerinde Havayi fişekler çakıyordu Sihirli aşk sözlerini Kedi gibi mırıl mırıl Kulağıma fısıldıyordu Soğuk kış aylarında Dağınık sıcak yatağımızda Karanlık uzun geceler Sevişerek zamana yeniliyordu Tan vaktinin kızıllığında Güneşin ilk ışıkları Çırılçıplak bedenlerimizde Gölge oyunları oynuyordu Saçları ıslak ve dağınık Odamdan buz tutmuş sokaklara Bir ateşböceği telaşla uçuyordu Cengiz Damar Devamı

15 06 2011

SEVDİĞİME CANIM FEDA OLSUN-GIRGIR ÖYKÜ

Geçmiş olsun! Hastanede kaç aydır yatıyorsun? Koğuşun, en kıdemlisi dediler de. Hayırdır! Trafik kazası mı? -Sana da geçmiş olsun! Yok! Trafik kazası değil! Küçük bir aşk kazası diyelim. -Birader yoksa! Hovardalıkta mı basıldın? -Yok, öyle değil. -Meraklandım! Şu aşk kazasını, anlat da dinleyelim. Yeri geldi mi sen anlatacaksın, yeri geldi mi ben. Yoksa! Burada yatmakla vakit mi geçer? -Neyse anlatalım... ''Her yiğidin gönlünde bir aslan yatarmış'' Benimde gönlüm de hala bir dişi aslan yatıyor, çünkü hem yiğidim, hem de erkeğim. Onu ilk defa kasaptan ciğer almış, çıkarken gördüm. Hop! Usta Nereden bildin paketin içinde ciğer olduğunu? -Arkadaşım! Şu burunu görüyor musun? Aha! Bu burun, av köpeğini sollar. -Yaşaa! Yakışır. -Kusura bakma kafadan lafını böldüm. Eeee? -Keşke onu görmez olsaydım! İlk görüşte resmen kalbim, tam onikiden dom, dom kurşunuyla vurulmuştu. Ciğerin kokusunu almış, sokak kedisi gibi, elimde ki tespihi sallıya, sallıya hemen peşine takıldım. Sanki! Gök delinmişti ve bardaktan boşalır gibi, yağan yağmurun altında beni büyüleyen kadını 3 km takip ettim. Sonunda kara vicdanlı olmadığını asilce ispat etti ve beni elinde ki şemsiyesinin altına davet etti. Bana yalnız, anatomisi biraz geniş araç izlenimi verdi çünkü, şemsiyenin altına bir türlü park yapamıyordum. Aslan parçamın, geniş araç pozisyonunda ki anatomisi beni şemsiyenin altından, yağan yağmur kapsamına doğru sınır dışı yapmıştı. -Ağır sıklet, desene Eeee? -Şemsiyenin altı resmen işgal edilmişti, bir tanem, işgal kuvvetleri, komutanı pozisyonundaydı. Bu heybetli kuvvet komutanına, tankımla, topumla kayıtsız şartsız, hemen teslim oldum. -Yaşaa! Delikanlı adam, işte böyle olur.... Devamı

15 06 2011

EYLÜL AKŞAMLARI-ŞİİRİ

Sisli dağlardan kurtulan dolunay Karanlık göle düşünce Ağustos böcekleri Hüzünlü bir melodiyle Seni bana hatırlatan Eylül akşamlarını çağırır Dudaklarım büzülür Sevgilimin ismini söyleyen Özledim Islıkları çalarım Suya eğilmiş salkım söğütlerin Rüzgarlar yapraklarında Sevda şarkıları söyler Islak eylül akşamlarında Gözlerim yıldızlara takılır Bazen bir sararmış yaprak süzülür Uyayan gölün,sakin sularına Hasretle yelken açar,karşı kıyıya Senin yanan avuçlarına İşte ben de yanıyorum Eylül akşamları Yaktığım çoban ateşinin başında CENGİZ DAMAR Devamı

15 06 2011

ŞİŞENİN DİBİNİ BULMUŞUZ-ŞİİR

Haşmet içme bee Bak içtikte ne oldu Şu perişan halimize bak Seni severim bilirsin Ayyaşlığı bari sen bırak Ya o bizi götürecek Tahtalıköye ya da biz onu Bu işin yok sonu Bana bakma  öyle Yine diktin gözlerime Çapaklı gözlerini Haşmet konuş bee küstün mü Hadi hadi kaldır kaldır şerefe Yıllardır beraberiz şu pis masada Yine karasinek gibi kondun Sigaradan yanmış,ceketimin yakasına Senelerdir sen mi beni içtin Yoksa ben mi seni Hemen de bozulursun kızma Paramız yok diye sarıldık şaraba Haşmet konuş bee konuş Allah aşkına Kimsin nesin evli misin İşin varmı hiç sevdin mi Her gece sana anlattım Beni sarhoş eden o fettan kadını Sohbet mezemiz olsun bari Durma sor nasıl sevdin de Ayıp be ayıp şu kadehin hatırına konuş Bak yağmur iyice bastırdı Ooo şişenin dibini bulmuşuz hadi çıkalım yine zom olmuşuz Dün gecemiz gibi sarmaş dolaş Çamurlara bata çıka Sen yoluna ben yoluma Yarın akşam unutma Burada randevumuz var şarapla. CENGİZ DAMAR ... Devamı

16 06 2011

KANUNİ SULTAN SÜLEYMANIN OĞULLARINI BOĞDURMASI OLAYI

Osmanlı sultanları içinde en muhteşemi olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman'ın, beş oğlu vardı: Mehmet, Mustafa, Cihangir, Bayezit ve  Selim Hürrem Sultan, Kanuni'nin sonradan aşık olduğu bir Rus kızıydı. Adı da, Roksalana... Rüstem Paşa.ise, enderunda yetişmiş bir Hırvat'tı. Hürrem’in kızı ile evliydi... Hürrem'in bütün amacı, Kanuni'den sonra tahta kendi oğullarından birini geçirip, Valide Sultan olabilmekti. Bu konudaki en büyük yardımcısı ise, damadı Rüstem. O da, sadrazamlık peşinde... Halkın pek sevdiği şehzade Mustafa, Gülbahar Hatun'dan doğmuş olduğu için, en büyük kardeş olmasına rağmen, Sultan Süleyman, Hürrem'in dolduruşuyla ondan pek hazzetmezdi.... Nitekim, yaşı gereği, İstanbul'a en yakın şehzade sancağı olan Manisa Sancak Beyi iken, Hürrem'den doğma Mehmet sancakbeyliği yapacak yaşa gelince, Mustafa Amasya'ya gönderilir, yeri Mehmet’e verilir.... İkisi arasına da Konya'ya Selim gönderilir ki o da Hürrem'in oğludur. Padişahın ölümü halinde, en yakındaki şehzade saraya ulaşıp tahta oturacağı için, Osmanlı devlet geleneğini bilenler, bu düzenlemenin, Mehmet'in veliahd olarak atanması ile eş anlamlı olduğunu anlayacaklardır. İşe bakın ki, Kanuni'nin bu en sevgili oğlu, Manisa'da sancakbeyi iken, 6 Kasım 1543 günü, ölüverir. Manisa'ya Konya'daki Selim aktarılır. Kanuni, İran Seferi esnasında, Konya Ereğli'sine geldiği zaman, Rüstem, önceden sultana " bakınız, kendi askeri ile gelip, ordugâha katılacaktır. Niyeti isyan etmektir", dediği için, kendi birlikleri ile gelip babasına katılan şehzade, asi kabul edilir ve padişahın kendi çadırında, babasına " hoşgeldin" demeye giden oğul, isyan etti diye boğdurulur. Güçl... Devamı

16 06 2011

İSMİNİ CAMA YAZDIM-ŞİİR

Seni unuttum sanma Buğulanmış cama Titreyen parmağımla Hüzünlü gözlerini çizdim Ağırlığını taşıyamadı Ağlıyarak düştü Damla damla Elimde ıslak mendil O boncuk boncuk süzülen Gözyaşlarını tek tek sildim Yeter ki sen ağlama Gönlüm doldu gamla   CENGİZ DAMAR Devamı

16 06 2011

KARDAM ADAM YAPALIM KARDAN ADAM ŞİİR

Çocuklar hadi kardan adam yapalım Önce büyük kartopu yuvarlayalım burnuna kırmızı havuç takalım Gözlerine kapkara kömür koyalım Başına bir eski şapka giydirelim Boynuna sarı lacivert atkı dolayalım Eline de bir süpürge tutturalım İsmini de koyalım, ismini de koyalım Çocuklar hadi kardan adam yapalım CENGİZ DAMAR Devamı

17 06 2011

DEDİKODU NEDİR DEDİKODUYU NEDEN YAPARIZ

Şunu herkes iyi bilir ki,dedikodu  yapmak,iyi bir şey değildir. İnsanların zafiyet zayıflığı mı? Yoksa aşırı merakı mı? Yada adına kıskançlık mı diyelim,bütün bu malzemeleri bir araya getir  ipte,cadı kazanını,fokur fokur kaynatması dersek,daha mantıklı olur. Dinimiz kesinlikle dedikoduyu yasaklamış ve büyük günah olduğunu  belirtmiş. Dedikodunun Türkçe sözlük karşılığı: Bir kimseyi çekiştirmeye,kınamaya  yönelik söylenti-Kulikal-demekmiş. Tabi ki insanın var,olduğu yerde dedikodunun olmaması,imkansız gibi bir  şey. İngilizce karşılığı Gossip`miş. İngiltere`de yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlardan daha fazla  dedikodu yaptığı belgelenmiş. Erkekler kendi aralarında ama her konuda dedikodu yapmakta imişler. Kadınların dedikodu sıralamasında ilk sırayı hemcinsleri almış. Tabi bu sıralamada ki,puanları kaynana gelin çekişmesi arttırmıştır. İstatistiklere göre en çok iş yerinde dedikodu yapılıyormuş,yalnız bu da  iş konunu ile yasaklanmış ve suçu da işten atılmak Acaba böyle bir istatistik Türkiye`mizde yapılmış olsaydı,sonuç nasıl  çıkardı? Bu kadar kötü bir şey,neden yaşamımızın büyük bir bölümünde,insanlar  için cazip gelmekte? Kişilerin deşarj olarak kullandıkları,bir terapi yöntemi olabilir mi? Fazla ileriye gitmeden,hepimizin yaptığı ve arkasına saklandığı bir  silah olamaz mı? Örneklersek,bir işyerinde,amirimiz bizden,hoşlanmıyor ve her ortamda  belli ediyorsa,şartlar eşit olmadığı için,hemen savunmaya  geçerek,arkasından dedikodu üretmiyor muyuz? Tabi ki haklı olarak söylenenler,bu katogorinin dışında. “Görünen köy kılavuz istemez.” Bu Atasözümüz de ,konuya ışık tutmakta. Birde amacından çıkarak,acımasızca yuva ... Devamı

17 06 2011

LEYLAK KOKULU RÜZGARLAR-ŞİİR

Beyaz bir tavşana kader kısmet çektirdim O küçük pembe kâğıt parçasında Senle geçen pürneşe anılarım çıktı Ah çekerek okudukça falımı Gençliğim gözümün önünden film gibi geçti Açık hava sinemasının en arkasında Hani o gıcırdayan tahta sandalyelerde Bizi yakan ağustos ayının gecelerinde Bir elimizde gazoz bir elimizde kâğıt helva Beş dakika arada, ışıklar yandığında Şarkılar yankılanırdı kulaklarımızda Beyazperde de kız oğlanı öptüğü zaman Nasıl da utanır gözlerini sıkı sıkı kapardın Ah kırmızı gözlü tavşan ah Mazimden leylak kokusu rüzgârlar estirdin CENGİZ DAMAR Devamı

17 06 2011

DELİLERDE SEVER-ŞİİR

Deliler aşkına,bırak şu sazı İkide bir vuruyorsun,bam teline Sen kim,saz çalmak kim Zırzır deli ettin ikimizide Sen davul çal,ben teneke Üzerimiz yırtık pırtık Kafamız kabak,ayaklarımız çıplak Kaçırdığımız kaçilerin arkasından Zıvanadan çıkmış gibi koşalım Çocuklar takılsın peşimize Arkamızdan bağırsınlar Deli deli küpeli diye Sen nanik yap onlara Bende dil çıkarayım Hadi!Korkma gir koluma Kapı gibi mazeretimiz var Delidir ne yapsa yeridir Yalandan aşık ol bana Bende gerçek sanayım Seni delicesine seveyim Paparaziler düşsünler peşimize Garipler kara sevdadan kafayı yemişler diye TV'de Ana haberlere çıkalım Gel şu çöplük sarayımız olsun Sen Kıraliçe ol,ben de Kızılderili şefi Kafama bir,baba hindi tüyü takayım Sende tavuk kanadı tak,anasını satayım Sabahları karabaşlara yüzümüzü yalatırız Köpeklerin yerine kedileri biz kovalarız Kanka ne olur,ne olmaz Eline al testereyi,bende keseri Çeplerimize dolduralım çivileri Sen kes,ben çakayım Tedbili kiyafet aramıza karışmış Pisikopatlar,Manyaklar; Magandalar var Bak iki seneye kalmaz ikizimiz olacak İsimlerini törenle koyarız Birisine Deli,öbürüne Divane Oynatmaya az kaldı Şu hanburgerli,kolalı günlerde Cengiz Damar ... Devamı

17 06 2011

GÜRÜLTÜNÜN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ

Kentlerde  yaşayanların ne  kadar gürültüye maruz kaldıklarını ve gürültünün insan  psikolojisinin  bozulmasın da bir etken olduğunu hiç düşündünüz mü? Devamlı gürültülü ortamlarda yaşamak zorunda kalanlar daha fazla kalp krizi geçirme ihtimali Kas   tutulmaları, stres, sinirli olma, uyku bozukluğu, ani gürültülerde   panikleme, hayata küsme gibi etkenler yaratığını uzmanlar söylemekte. japonya’da yapılan bir araştırma da düşük yapan hamile bayanların gürültüye maruz kaldıkları ortaya çıkarılmış. İnsan sağlığını bu kadar etkileyen gürültüye karşı bizler ne yapıyoruz? Gürültüsüz bir ortamda yaşamak için, dikkatli davranarak, bu konuda titiz mi davranıyor muyuz? Her konuda olduğu gibi yine tepkisiz “Bana dokunmayan yılan bin sene yaşasın” Lafımızın arkasına mı saklanıyoruz? Şehirde yaşamanın kuralları ve yasaları vardır. Devamlı   arabalarının kornasına basan bir toplum, egzoz standartlarına aykırı   sırf ses çıkarsın diye egzozlardan susturucuların zevk için çıkarılması,   araçlarının içinden zorla topluma dinletilen yüksek firakanslı   müzikler. Düğünlerde, asker uğurlamalarında konvoy halinde ki araçlarla yapılan kornalı, sloganlı, silahlı gürültü çıkarma rezaleti. Mahalle   aralarında yapılan düğünler, bütün semtte gece yarılarına kadar özel   amfilerle sözüm ona müzik ziyafeti çektiğini sanan zavallılar. Seçimlerde gürültü çıkarma yarışı, sanki kim fazla gürültü yaparsa o seçimi kazanacak zihniyeti. Parklarımızda gece yarısı ninni niyet... Devamı

18 06 2011

KİRPİKLERİNDE UYKU OLURUM-ŞİİR

Geceleri gözkapakların da Kirpiklerinin arasında uyku olurum Güneş Batarken saçlarına Mavi göle düşen kızıllıkta Gün batımının güzelliğini Orada görürüm Hasret yangınları eksik olmaz O alev alev yanan Kor dudaklarında İşte üşüyen dudaklarımı orada ısıtırım Kalp atışlarını tek tek sayarım Karanlık odamdaki saatin Gizemli tiktaklarında Meçhule kaybolurum ara sıra Usulca koluma girersin Kutup yıldızım olursun karanlıkta Hayalin yol gösterir bana Girersen koynuma nazlanmam Seninle rüyalarımda sevişirim Bulutlardan dağlara gölgen düşer Hayaline bakar bakar avunurum Rüzgarlar ıslık çalar şarkını söyler Sihirli nameler de seni bulurum Gözyaşlarım damla damla sel olur O tufanda boğulurum CENGİZ DAMAR Devamı

18 06 2011

SENİ GÖZLERİMDE SAKLARIM-ŞİİR

Gözlerimde güzelliğini saklarım Kırpmam kirpiklerimi sakınırım Baktığım her yerde hayalin Mavi bulutlardan uzanıyor elin Bahar yağmurların da Islanan taze toprağa Yeni açan tomurcuklara Itır kokun düşer Gözlerimde saklarım seni Yıllardır her gece Göz kapaklarım kapanınca Beraber uyuruz Dağınık yatağımda Aynalara bakmak Zülum gelir bana Göz bebeklerimde senin Mahkumluğunu görürüm daima Ağlamam asla ağlamam Akıtmam gözyaşılarımı O zümrüt elmas damlaları Tek hazinem Gözlerimde saklı CENGİZ DAMAR ... Devamı

18 06 2011

GERİ DÖNMEM-ŞİİR

Adaklar adama Ağıtlar yakma Büyüler yaptırma dönmem Namludan çıkan kurşunum Karşımda durma delip geçerim Kanatlarını açmış semada süzülen Şahinim elinden kaçan Sen bakar körsün Alev alev yaktığım gemilere Yıkarak geçtiğim şu köprülere Dişlerini geçirdiğim kalbime Bir heykel gibi Donuk ve mat Utanma eserine gururla bak Son defa gel konuşalım dedin Sırat köprüsünün tam ortasında Sözlerin bittiği yerdeyim Uçurumlar var aramızda O uçuruma düşmeğe deymezsin Karalıyım öldüreceğim Kanıma zehirini boşaltan çatal dili Zaman acının en güzel ilacı Yoksa söker atarım Seninle aldatan bu kaypak kalbi. CENGİZ DAMAR Devamı

19 06 2011

SENİ UNUTMAYI SEVDİM-ŞİİR

Kendini unutulmaz mı sandın Kimler neleri unutmadı ki Sadece efsaneler unutulmaz Efsane olmana az kalmıştı Önce kalbimden sevgini Gözlerimden gözlerinin rengini Ellerimden ellerinin sıcaklığını Zevkle hergün bir güzelliğini sildim Dinlemiyorum artık aşk şarkılarını Ben en çok seni unutmayı sevdim Yıllar geçse de unutamazsın demiştin Aşksız geçen günleri özlemişim Dağların yamaçlarını saran Kekik kokularını Sahile vuran sakin dalgaları Kırdım attım kalbimdeki Pas tutmuş esaret zincirlerini Bazen ansam da ismini Ben en çok seni unutmayı sevdim   CENGİZ DAMAR ... Devamı

19 06 2011

KEDİ KEDİ ÇOCUK ŞİİRİ

    Kedi,kedi Kuşumu yedi Karnı doydu Yalanıp durdu Pis kedi Kuşumu yedi Bana ne bana ne Ağlayacağım işte Kuşumu isterim kuşumu isterim CENGİZ DAMAR Devamı